Kristallerin Tarihi
Eski zamanlarda geleneksel tıpla karşılaştırılıyor, bazıları takı olarak kullanıyor bazıları da büyüyle ilişkilendiriliyordu. Kristallerin tarihi hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız geçmişe gidelim ve insanların kristaller hakkındaki farklı inançlarına ve geçmişte onları nasıl kullandıklarına bir göz atalım.
Kristallerin kullanımına ilişkin ilk tarihsel referanslar, MÖ 4000 yıllarında kristalleri sihirli formüllere dönüştüren Antik Sümerler' i işaret etmektedir.
Eski Mısırlılar takılarında Lapis Lazuli, Turkuaz, Akik, Zümrüt ve Berrak Kuvars kullanmışlardır. Aynı taşlardan mezar muskaları da oymuşlardır. Eski Mısırlılar taşları öncelikle koruma ve sağlık amacıyla kullanmışlardır. Kozmetik alanında da kullanmışlardır ( belki Lapis Lazuli yazımızı okumuşsundur orada bu konuya değinmiştik) Galen taşı ile de bizim sürme olarak adlandırdığımız makyaj malzemesini yapmışlardır. Malakit taşını da makyaj malzemelerinde aynı şekilde kullanmışlardır.
Antik Yunanlılar kristallere birçok özellik atfetmişlerdir ve bugün kullandığımız birçok isim Yunan kökenlidir. Kristal kelimesi Yunanca buz kelimesinden gelir çünkü Kristal Kuvars taşının her zaman katı halde kalacak kadar derin olan donmuş su olduğuna inanırlardı.
Ametist kelimesi ise sarhoş olmayan anlamına gelmektedir ( Hikayesine Ametist yazımızda ulaşabilirsiniz) Hem sarhoşluğu hem de akşamdan kalmalığı önlemek için muska olarak takarlardı.
Hematit bir demir cevheridir ve Antik Yunanlılar demiri Savaş Tanrısı Koç ile ilişkilendirdiler. Yunan denizciler ayrıca kendilerini denizde güvende tutmak amaçlı çeşitli taşlar ile kolyeler (muskalar) takarlardı.
Genel olarak yeşil tonlarında olan taşlar ölen kişinin kalbini simgelemek için kullanılmış ve cenazelerde yer almıştır. Yeşil taşlar, sonraki bir dönemde Antik Meksika' da da cenazelerde maskelere işlenirdi. Yeşim taşı Antik Çin' de oldukça değerliydi ve bazı Çince yazılı karakterler Yeşim taşını temsil ediyordu. Çan şeklindeki müzik aletleri Yeşim taşından yapılıyordu ve yaklaşık 1000 yıl önce Çin imparatorları Yeşim' i zırhına işletirlerdi. Yeşim Yeşim Çin' de hemde Güney Amerika' da böbrek şifa taşı olarak tanınıyordu.
Daha yakın bir zamanda yaklaşık 250 yıl öncesine dayanan Yeni Zelanda Maoileri, erkek soyundan nesile aktarılan, Ata ruhları temsil eden Yeşim kolyeler takıyordu. Yeşil taşların uğur getirmesi geleneği Yeni Zelanda' nın bazı bölgelerinde bugüne kadar devam etmektedir.
Kızıldereli kültürü de daha önceki diğer Antik uygarlıklar gibi Kristal şifasına inanıyordu. Kristal şifa bilgilerini bir nesilden diğerine ağızdan ağza aktardılar. Şaşırtıcı olan ise Kızılderelilerin kristalleri yalnızca nesne olarak görmemeleridir. Taşların bir varlık olduğuna inanıyorlar dolayısıyla onlara da saygı duymaları gerekiyordu. Kristal şifası söz konusu olduğunda yerli kültürler kristalleri tutarken iyi düşüncelere ve sağlıklı bir zihniyete sahip olmanın çok önemli olduğuna inanırlardı. Ayrıca Kristal takmanın iyileşme sürecine yardımcı olacağına da inanıyorlardı.
Biraz da din açısından bakalım isterim. Kristaller ve değerli taşlar tüm dinlerde rol oynamıştır. İncil, Kuran ve diğer pek çok dini metinde taşlardan bahsedilmektedir. Kur'an ' da 4. Cennet Karbunkülden Lal taşına işaret etmektedir. Hinduizm' de tanrılara adağı temsil eden Kalpa Ağacı' nın tamamen değerli taşlardan yapıldığı söylenmektedir. 7. Yüzyıldan kalma bir Budist metninde Bilgi Ağacının (Siddharta' nın altında meditasyon yaptığı Neem Ağacı) yakınında yer alan elmas bir taht anlatılmaktadır. 
Jainizm' de Kalpa Sutra, 14 değerli taşı ele geçiren, onları daha düşük niteliklerden arındıran ve dönüşümlerine yardımcı olmak için yalnızca en iyi özlerini koruyan piyade birliklerin ilahi komutanı Harinegamesi' den bahseder.
Ayrıca Buddhabhatta' nın Ratnapariksha' si olan eski bir kutsal taş eseri de vardır. Bazı kaynaklarda Hindu olduğu belirtilmektedir ancak büyük ihtimalle Budist' tir. Tarihi kesin olmamakla birlikte muhtemelen 6. Yüzyıla aittir. Bu eserde elmaslar, değerli taşların kralı olarak oldukça önemli bir yere sahiptir ve kast sistemine göre dizayn edilmiştir. Elmas için Sanskristçe kelime olan Vajra, aynı zamanda Hindu Tanrıçası olan Indra' nın yıldırımının da ismidir ve elmasları gök gürültüsünden ilişkilendirilmiştir.
Yakut' ta oldukça saygı görüyordu. Söndürülemez bir alevi temsil ediyordu ve kullanan kişilerin hem zihinsel hem de fiziksel sağlığını koruduğu iddia ediliyordu.
Rönesans
Avrupa' da 11. Yüzyıldan Rönesans' a kadar değerli ve yarı değerli taşların belirli rahatsızlıkların tedavisinde olan erdemlerini öven bir dizi tıbbi inceleme ortaya çıkmıştır. Tipik olarak bitkisel ilaçların yanında taşlar da kullanılmıştır. İncelemelerin yazarları arasında Hildegard Von Binghen, Arnold Saxo ve John Mandeville göze çarpmaktadır. İncelemelerde belirli güç ve koruma özelliklerine sahip taşlara da atıflar bulunmaktadır. 1232 yılında III. Henry' nin baş yargıcı Hubert De Burgh, kralın hazinesinden kullanılan kişiyi yenilmez kılacak bir mücevher çalmak ve onu Galler Kralı ve Henry' nin düşmanı Llewellyn' e vermekle suçlanmıştır. Ayrıca değerli taşların Adem' in ilk günahları nedeniyle bozulduğuna, muhtemelen iblislerin içinde olabileceğine veya bir günahkar kullanır ise erdemlerinin kaybolacağına inanılıyordu. Bu nedenle kullanmadan önce kutsanmaları ve arınmaları gerektiği görüşü gündeme gelmiştir ve uygulanmıştır. Günümüzde kullanım öncesi temizlenip programlanmasında bu inancın bir yansıması vardır. 
Rönesans döneminde değerli taşların şifada kullanılması geleneği hala kabul ediliyordu ancak dönemin araştırmacı beyinleri sürecin gerçekte nasıl çalıştığını bulmaya ve buna daha bilimsel bir açıklama getirmeye çalışmışlardır.
Yeni Bir Çağın Şafaklar
1980' lerde New Age kültürünün gelişiyle birlikte kristal ve değerli taşların kullanımı bir şifa yöntemi olarak yeniden ortaya çıkmaya başladı. Uygulamanın çoğu eski geleneklerden alınmıştır ve daha fazla bilgi deneysel olarak elde edilmiştir. 80' lerde Katrina Rafael' in ve 90' larda Melody & Micheal Gienger' ın kitapları kristal kullanımının yaygınlaşmasına yardımcı oldu.
Günümüzde bu konuyla ilgili çok sayıda kitap mevcut, dergiler ve gazete makalelerinde sıklıkla kristaller yer almaktadır.
Yorumlar
Yorum Gönder